Günümüz ve geçmiş dönem üstatlarının hikayeleri...
Madame de Lafayette – Cleves Prensesi Posted
Madame de Lafayette – Cleves Prensesi Posted

Fransız yazar Madame de Lafeyette, “İlk tarihi roman” ve “psikolojik romanların atası” gibi iddialı unvanlar kazanmış olan Cleves Prensesi’ni aslında sadece bir aşk öyküsünü anlatmak için kaleme almıştı. Oysa sonunda edebiyatın temel taşlarından sayılan bir kitap ortaya çıkmıştı. Madame de Lafeyette’in büyük ölçüde kendi yaşamından izler taşıyan kitabındaki durum incelemeleri birçok yazarı etkiledi. Cleves Prensesi çeşitli adlarla üç kez de sinemaya uyarlandı.

On beş yaşında. Sarışın bukleleri ensesinde savrulan güzel bir kız. Her zaman korktuğu annesi onu evlendirmek için Cleves Prensi ile tanıştırıyor. Kralın sarayındalar. Kral bambaşka şeylerle meşgul gibi, dışarıda bir yerlere bakıyor. Sonra evleneceği adama çeviriyor gözlerini. Orta yaşlı, kısa boylu, saçları dökülmüş ve sinik bir adam. Utangaç. Gözlerini kaçırıyor. Sonra göz göze geliyorlar ve o anda bu adama sonsuza kadar güvenebileceğini tuhaf bir şekilde anlıyor.

Sonra alın yazısı “tecelli” ediyor. Onu görüyor. Kırmızıya çalan saçları geniş alnına dökülmüş, yeşil gözleri tehlikeli pırıltılar saçan, müzedeki eskü Yunan ilahlarının tam bir kopyası gibi ortalıkta dolaşan onu görüyor. Nemours Dükü.

Sonra evlilik. Hiç sevmediği Cleves Prensi ile evlenip, “La Princesse de Cleves” yani Cleves Prensesi olması. Sevmediği ama saygı duyduğu eşine acıması. Kaçınılmaz son. Nemours Dükü ile yeniden bir araya gelmeleri. Gizli buluşmalar. Nedensiz ağlamalar, nedensiz gülmeler.

Sonra dayanamamak. Eşini, bu kadar iyi kalpli bir insanı aldatmaya dayanamamak. Nemours Dükü ile son bir konuşma. Ayrılık. Bu kez eşine dönüp onunla konuşmak. “Ona her şeyi anlattım. Onu sevmediğimi, tanıştığımız gün gördüğüm Nemours Dükü’ne âşık olduğumu, dükle görüştüğümüzü ama şuana kadar hiç birlikte olmadığımızı ve sonunda ayrıldığımızı anlattım. Prens titriyordu. Konuşmadı. Sonra ansızın bana teşekkür etti. Kalktı ve odasına doğru yürüdü. Titriyordu. Hastalandı. Doktor istemedi. Odasına kimseyi almadı. Bir gece çok uzaktan onu gördüm. Zayıflamıştı. Titriyordu. Sonra öldü…”

Eşinin ölümünden sonra yaşamanın bir anlamı kalmadığını düşünmesi. Manastır yöneticileriyle mektuplaşması. Görüşmeler…

Romandaki alışılmamış mutsuz son, karakterlerin derin ruh analizleri, büyük ilgi uyandırdı. Paris’in dışından kente gelen kalabalıklar, az sayıda basılan kitabı alabilmek için taşkınlıklara bile başvurdular. Dönemin ünlü yazarlarının övdüğü kitap “psikolojik romanın ilk örneği” sayıldı.

Kitabın üçüncü baskısında yazarın Madame de Lafayette olduğu açıklandı ve ismi de kapağa konuldu. Daha sonra yapılan araştırmalar, Lafayette’nin bu romanda kendi yaşamından gerçek sahneleri yansıttığını da ortaya çıkardı. Madame de Lafayette, evliyken adını açıklamadığı bir dük ile uzun bir aşk ilişkisi yaşamış ve sonunda eşine bunu ‘itiraf’ etmişti. Eşi de tıpkı romandaki gibi, bu itiraftan bir süre sonra ölmüştü. Âşık olduğu kişinin de Dük La Rochefoucauld olduğu ileri sürüldü.

Cleves Prensesi, daha sonraki birçok romancıyı da etkiledi. Saraylarda geçen gizli aşklar, çok sayıda romana konu oldu. Nedir, hiçbiri Madame de Lafayette’nin başarısına ulaşamadı. Türkiye’de de Mehmet Rauf’un ünlü romanı Eylül’de Cleves Prensesi’nden büyük ölçüde etkilendiği görüldü.

Madame de Lafayette 25 Mayıs 1693’te Paris’te öldü. Ünlü romanındakii kadınlara ilişkin ruhsal çözümlemelerinde nasıl bu kadar başarılı olduğunu soranlara, “kadınları tanımak imkansızdır, onlar daha kendilerini tanıyamıyorlar ki” diye cevap vermişti.

Haklı mıydı dersiniz?

www.kitapokuyorum.com

Peter Weis - Soruşturma
Peter Weis - Soruşturma
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte sorunsuz bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap... bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte sorunsuz bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap... bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte sorunsuz bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap... bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına
Copyright © 2013 | Kitapokuyorum.com